Tire Süt Kooperatifinin Genç Ortaklar Projesi Alanında Uzman İsimlerle Devam Ediyor.
Tire Süt Kooperatifinin Genç Ortaklar Projesi Alanında Uzman İsimlerle Devam Ediyor.

Tire Süt Kooperatifi geleceğin yöneticilerini aramaya devam ediyor.
Genç Ortaklar Projesi kapsamında eğitimlerine devam eden Tire Süt Kooperatifi çok değerli isimleri genç ortakları ile buluşturdu.

Eğitim veren 4 önemli isim Genç Ortaklara çok değerli bilgi ve deneyimlerini aktardı.

 

İl Tarım Müdür Yardımcısı Fatih KILIÇ
İlçe Tarım Müdürü Mustafa EVRAN
EÜ Tire Kutsan Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Ahmet KAYA
DEÜ İİBF İktisat Bölümü Prof. Dr. Yaşar UYSAL

 

Küçük Menderes Havzası'nda Hayat Bitiyor Yeşil Tire Çöl Oluyor
Küçük Menderes Havzası'nda Hayat Bitiyor Yeşil Tire Çöl Oluyor

Küçük Menderes Havzasında etkisi gittikçe artan su sorunu hem tarımsal üretimi hem de sanayinin geleceğini tehdit ediyor. Bölgede su sorununun en çok hissedildiği Tire’de birçok üretici tarlasını ekemezken, ekilen yerlerde de susuzluktan ürünler kuruyor. Ayrıca bölge ekonomisinin can damarı olan TOSBİ’de fabrikalar tankerler ile taşıyarak üretimi sürdürmeye çalışıyor.

 

Konuyla ilgili 20 yıldan bu yana kamuoyu bildirileriyle konuya dikkat çekmeye çalışan Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut Eskiyörük,

 

“Uluslararası araştırmalara göre ülkemiz “Su Fakiri” ülkeler kuşağında yer alıyor. Su sorunu çözemezsek bölgede önce tarımsal üretim ve sanayi, ardından ise esnaf ve tüm sektörler etkilenerek varlık içinde yoksulluk başlayacak.

 

Bu nedenle bırakalım her şeyi bir kenara sadece suyu düşünelim, sadece suyu konuşalım, kaynaklarımızı önce suya harcayalım ki yaşamı kurtaralım. Bu hayati sorun mutlaka çözülmelidir. Yüzlerce, binlerce kilometreden doğalgaz getirilebiliyorsa suyu da olan yerden getirmeliyiz. Deniz suyunu arıtıp tarımsal sulamaya dönüştürüp ovaya verecek projeler uygulamalıyız. Gelecek kuşakların günahına girmeyelim. Biran önce harekete geçmezsek yarın çok geç olacak” dedi.

 

Bölgede büyükbaş hayvancılığa yönelik büyük yatırımlar yapıldığını ve su sorununa çözüm bulunmazsa tüm yatırımların heba olacağını belirten Eskiyörük şunları söyledi:

 

“Bölgemizde 90’lı yıllarda pamuk üretimi yapılmaktaydı. Pamuk bitince, yılda 3 kez ürün alınabilir olması nedeniyle büyükbaş hayvancılık ilgi odağı oldu. Dışarıdan yatırımcılar geldi büyük çiftlikler kurdu ve bütün ova mısır tarlasına dönüştü. Hayvancılık yapmayanlar da pazar garantisi ve Devlet desteği olduğu için mısır ekip satarak gelir sağlamaya başladılar ve yer altı suları vahşi sulama ile hoyratça kullanıldı. Kışın yağmur sularının denize akıp gitmesine seyirci kalındı. Her geçen yıl yeraltı suları azaldı ve gelinen noktada ovanın büyük bölümünde sulu tarım yapılamaz hale geldi. Dünyanın en verimli tarımsal üretim alanı olan Küçük Menderes’te hayat bitiyor.

 

90’lı yıllarda 30-40 metrelerden su alınırken bugün kuyular 200 metrelere indi. Çiftçiler su bulma ümidiyle çaresizlikten tarlaların her köşesine sondaj yaptırırken maalesef su bulunamaz hale geldi. Şu an artık ovadaki artezyenlerin çoğu kesildi. Hayvancılık yapanlar bırakın yem bitkisi üretmeyi hayvanlarının içecek suyunu bile tankerlerle taşıyor. Su olmazsa ot olmaz, ot olmazsa süt olmaz et olmaz sanayi olmaz. Suyu kurtarmalıyız, yoksa ovada üretim biter hayvancılık biter.

 

Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalı bölgemizde sanayiciler büyük yatırım yaptı. Bu sanayiler kapanır. Binlerce insan işsiz kalır, esnafa kadar herkes etkilenir, fakirleşir.

 

Küçük Menderes Havzası; Türkiye’nin en büyük tarımsal gelir kaynaklardan birisidir bu nedenle bölgemizde kuraklık sadece bölge halkının değil Türkiye’nin sorunudur. Vatan toprağı konusunda çok hassas bir millet olmamıza rağmen maalesef topraklarımızın çöl olmasına göz yumuyoruz” dedi.

 

YARIN ÇOK GEÇ OLACAK

 

Su sorunun çözümleri konusunda öneriler sunan Eskiyörük bölgenin geleceği için ilgili tüm kurumların su yönetimi konusunda ortak bir eylem planı hazırlaması ve bunun Devlet Politikası haline getirilmesi gerektiğinin altını çizerek şunları söyledi:

  • Kışın yağan yağmur sularını hapsederek, bir damlasının bile denize akıp gitmesini önleyecek göletler ve yer altı barajları yapılmalıdır.
  • Bölgemizdeki belediye ve sanayilerin atık sularını, tarımsal sulamaya uygun hale getirecek artıma tesislerinin kurulması zorunluluk hale getirilmelidir. Böylelikle aynı zamanda çevre kirliliği önlenecektir.
  • Küçük Menderes’e en yakın sahil olan Pamucak’ta deniz suyunu arıtıp tarımsal sulamaya uygun hale getirerek Küçük Menderes ovasına aktarılarak susuz alan bırakılmamalıdır.
  • Devlet desteği ve yaptırımıyla damlama sulamaya zorunluluk getirilmelidir.

 

Hayati önem taşıyan su sorunu her şeyden öncelikli olarak ele alınmalıdır. Yarın geç olmadan!

 

 
2016
2021
 

Küçük Menderes Havzasında kuraklık artıyor, hayat bitiyor. 5 yıl öncesine kadar yüksek verimli olan tarlalarda bugün susuzluktan ürünler kuruyor.

 

 

Tire Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikalar tankerler ile su taşıyarak üretimi sürdürmeye çalışıyor. Taşıma su ile değirmen döndürülüyor.

Tire Süt, Basını Misafir etti
Tire Süt, Basını Misafir etti

Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut Eskiyörük ve yönetimi 24 Temmuz Basın Bayramı nedeniyle Tire’deki basın mensupları ile bir araya geldi.
Tireli gazetecilerin katıldığı program Tire Süt Kooperatifi Et Entegre Tesisinde gerçekleştirildi.
Gazetecilerle burada öğle yemeği yiyen Tire Süt Kooperatifi Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri basın mensuplarına tesisi gezdirdi.
Toplantıda konuşma yapan Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut Eskiyörük, gazeteciler ile üreticilerin ortak noktalarının bulunduğunu tespit ettiğini ifade ederek şöyle konuştu, “Şu masadaki her şeyi üreten çiftçidir. Biz çiftçiler insanları besliyoruz. Peki, gazeteciler ne yapıyor, onlar da fikirleriyle ve bilgileriyle insanları besliyorlar. Bu birinci ortak özelliğimiz. Başka ortak özelliğimiz var mı, çok var. Bizim tatilimiz, pazarımız yok, inekler bayramın birinci günü dahi sağılıyor. Onların tatili olmadığı için bizim de olmuyor. Gazetecilerin de yok tatili. Ne bayram ne Pazar. İki grupta emeğiyle para kazanıyor. Gazetecilerin yazı yazması, haber yapması, bilgi toplaması kolay değil, bir emek harcanıyor. Biz çiftçiler eziliyoruz, dünyada her geçen gün artan kapitalizmin her geçen gün vahşileştiği bu süreçte tekelleşmede en çok mağdur olan biz çiftçileriz. Gazeteciler de tüm emeklerine karşın eziliyor. Pek çok ortak noktamız var ve bu yüzden kutlama günümüz dahi aynı güne denk geliyor. Biz bir kavganın içindeyiz. Gittiğimiz yerlerde şunu söylüyorum, ya büyüyeceksiniz, ya birleşeceksiniz ya da yok olacaksınız. Bu basın için de geçerli. Birlikte hareket ederseniz kendinizi korursunuz.”
Gazeteciler ve Başkan Eskiyörük uzun uzun sohbet etti. Programın sonunda gazetecilere Tire Süt Kooperatifi ürünlerinden oluşan paketler hediye edildi.

TİRE SÜT, KOOPERATİFÇİLİKTE LİDER YÖNETİCİLER YETİŞTİRİYOR
TİRE SÜT, KOOPERATİFÇİLİKTE LİDER YÖNETİCİLER YETİŞTİRİYOR

TİRE SÜT KOOPERATİFİ, GELECEĞİN “ESKİYÖRÜK”LERİNİ YETİŞTİRİYOR


BAŞKAN ESKİYÖRÜK: “EN ÖNEMLİ PROJEM”

Uyguladığı öncü projelerle Birleşmiş Milletler tarafından “Dünyaya Örnek Model” seçilen Tire Süt Kooperatifi, son olarak hayata geçirdiği ”Genç Ortak ve Ortak Çocukları Geleceğe Hazırlanıyor Projesi” ile de bir ilke daha imza attı.

 

Kooperatifin her konuda örnek olduğu gibi lider yönetici yetiştirmek konusunda da önemli bir adım attığını belirten Başkan Mahmut Eskiyörük, kooperatif ortaklarının çocuklarına yönelik açtıkları eğitimle geleceğin lider yöneticilerini işin mutfağında yetiştireceklerini söyledi.

 

Eskiyörük; “Ülkemizde kuruluşların kaderi genelde yöneticilerine bağlı kalıyor, yani baştaki yönetici değişince o kuruluş ilkelerinden ve amaçlarından sapabiliyor. Bu durum, kurumsallaşmanın tam anlamıyla oturmamasından kaynaklanıyor. Bu riski kooperatifimizde yaşamamak için kooperatif ortaklarımızın çocuklarına yönelik açtığımız eğitimle geleceğin yönetici kadrolarını yetiştirmeye başladık. Ne kadar çok gencimizi kooperatifçilik konusunda eğitirsek o kadar güçlü ve kurumu sahiplenen bir gelecek yaratırız” dedi.

 

Kooperatiflerde kanun ve mevzuat, kooperatifçiliğin önemi, kooperatifler arası iş birliği süreçleri, kooperatiflerde proje uygulama, kooperatiflerde yöneticilik gibi konularda alanında uzman isimlerin eğitim vereceğini belirten Başkan Eskiyörük şunları söyledi;

 

“Göreve geldiğimde 359 bin TL olan kooperatif öz varlığını 20 yılda 236 kat, ciroyu ise 200 kat büyüterek çalışan sayımızı 11 kişiden 475 kişiye çıkardık. Bu ivmenin bizden sonra da artarak sürdürülebilmesi için iki şey gerekiyor. Birincisi kurumsallaşma, ikinci ise doğru yönetimdir. Kurumsallaşma sürecini tamamladık. Şimdi de ‘Genç Ortak Çocukları Projesi’yle kooperatifimizi doğru yönetebilecek liderler yetiştirerek kurumumuzun geleceğini güvence altına alacağız.

 

Bu proje kapsamında 20-40 yaş arası en az lise mezunu ve ata mesleğini sürdürecek olan kooperatifimizin ortak çocuklarını kooperatifçilik konusunda eğiteceğiz. Önümüzdeki seçimde yönetim ekibimi bu gençlerin içinden uygun nitelikte olanlarla oluşturarak tekrar aday olacağım. Ortaklarımız yine görev verirse bu gençlerimizi geleceğe yönelik yetiştireceğim ve hazır olduklarına kanaat getirdiğimde görevimi teslim edeceğim. Tire Süt Kooperatifi’nin geleceğini tehlikeye atacak oluşumlara izin vermeyeceğim.

Bugün olduğu gibi Tire Süt Kooperatifi, gelecekte de sadece ortaklarımızın çıkarlarını koruyan bir yönetim yapısının oluşmasını sağlayacağım. Kimse kooperatifimizin geleceğinden kaygı duymasın.

 

Eğitimimizin ana amacı “Ben” değil “Biz” anlayışına sahip lider yöneticiler yetiştirmektir. Tire Süt Kooperatifi’nde liderlik yapmak için gerekli olan; Kooperatifçiliğe inanmak, kurumu sahiplenmek, işini severek yapmak, ilgilenmek, disiplinli ve kararlı olmak, bilgili olmak, kaynakları doğru kullanmak, adil olup ayrımcılık yapmamak, kooperatif işlerine siyaseti karıştırmamak, çok çalışmak, şahsi değil kurum menfaatlerini ön planda tutmak ana ilkelerimiz olacaktır.  Kooperatifçiliğin geleceği açısından önemli olan bu projemizin tüm ülke çapında örnek alınarak uygulanmasını diliyorum”.

Mahmut Eskiyörük 'Bu yaşananlar Türkiye’ye yakışmıyor
Mahmut Eskiyörük 'Bu yaşananlar Türkiye’ye yakışmıyor

İşte o röportaj:
Merhaba, bugün yarattığı model ile Türkiye’de kooperatifçilik hareketinin tetiklenmesini sağlayan Tire Süt Kooperatifi’nin Başkanı Mahmut Eskiyörük sorularımızı yanıtlayacak. Öncelikle Tire Süt Modelinin sırrı nedir bahseder misiniz?

Tire Süt Kooperatifi 1967 yılında 5 üreticiyle kurulmuş. Ancak 2000’li yıllara kadar pek ilerleme kaydetmemiş kendi yağında kavrulan küçük bir kooperatif olmuş. Ben göreve 2002 yılında geldim.

Hayal olmadan, gerçeklere ulaşılamaz. İnsan önce hayal eder. Aklınızla düşünüyorsanız tasarladıklarınızı beyninizde canlandırır, sonra da hayata geçirirsiniz. Yapacaklarınıza öncelikle kendiniz inanmalısınız, yoksa sizin inanamadığınız bir şeyi başarabileceğinizi kimseye anlatamazsınız. 

Kooperatifin yönetim kuruluna arkadaşlarımla bir seçildiğimde herkes “Süt inekçiliğinde küçük işletmelerle bir yere varılmaz, bu yapı ekonomik değildir” diyordu. Bu yüzden de hayvancılıkta büyük kapasiteli kuruluşlara teşvik verilmesi öğütleniyordu. Ben çocukluğumdan beri çiftçiliğin, hayvancılığın içinde, köylülerimle birlikteyim ve ülkemdeki tarım yapısının da yüzde 90’ının küçük ve orta ölçekli aile işletmelerinden meydana geldiğinin de en canlı kanıtlarından biriyim. 

Anadolu bu haliyle bu ülkeyi Cumhuriyetin kurulduğu günden bugüne kadar insanıyla, ekonomisiyle, sanayisiyle besleyip ayakta tutmuştur. Öyleyse küreselleştirilen dünyada da dev kuruluşların büyük sermayelerin karşısında da şimdi neden dimdik ayakta kalmasın dedik. Gücümüzü birleştirip küçük işletmelerle bu dünya düzeninde üretimimizi sürdürebileceğimize inandık. Kooperatifçiliğin yararlarını ortaklarımıza anlatıp ilkelerimizden ödün vermeden “Ben” değil “Biz” diyerek sırt sırta vererek 2000 ortağa erişip birlikten doğan gücün eseri olan bugünlere ulaştık.

Çalışma gücüm, köyünde o küçücük hayvan damında ayağında plastik terliği üzerinde yamalı elbisesiyle birkaç ineğinden sağdığı sütle onurluca yaşayan ninenin üreticiliğinden geliyor. 

Elindeki bastonuna dayanarak hayvanlarını merada güden dedenin bu topraklar için hala çalışıp çabalama azminden geliyor. Onların alın terlerinin emeklerinin karşılığını verebilmek aşlarına sofralarına 3 kuruş daha fazla para koyabilmek sevdası bana tüm yorgunluğumu unutturuyor.

Tire Süt Kooperatifi olarak üretimin ve üretimin devamlılığının sağlanması için verdiğimiz mücadele sonuçlarını vermeye başlayınca dikkatler kooperatifimize yoğunlaştı. 

Bunun sonucunda Milli Prodüktivite Merkezi beni “Yılın İşadamı” seçerken, Birleşmiş Milletler’den Örnek Kırsal Kalkınma Modeli olmak üzere 2 kez ödül aldık. Ayrıca Sabancı Vakfı “Fark Yaratan Kuruluş” olarak Tire Süt Kooperatifi’ni deklare etti. EBSO, kooperatifimize “Marka Yaratma, İstihdama Katkı ve Üretim Kalitesi” dallarında 3 ödül birden verdi. Avrasya Tüketici Derneği, ülke genelinde yaptığı tüketici araştırması sonucunda Kooperatifimizi “Yılın Markası” seçti. Ayrıca Birleşmiş Milletler 2015 yılında Tire Süt Kooperatifi’ne Üreticiyi Sosyal Koruma ve Kırsalın Refahını Arttırma Ödülü verirken T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı da Güvenilir Gıda Üretimi Başarı Ödülüne layık gördü.

Tüm bunları nasıl mı başardık?

• Birbirimize inandık, güvendik, birlik olduk.
• Kimseye ayrımcılık yapmadık.
• Kaynakları doğru kullandık.
• Çok çalıştık, çok ürettik.
• Çalmadık, çaldırmadık.
• Kurumsallaştık.

Süt Sektörü içinde bulunduğumuz dönemde zor günler geçiriyor. Konuyuı detaylı olarak sizden dinleyebilir miyiz?

Bugün yemin sütten pahalı olduğu ülkemizde üretimin ve üreticinin geleceği tehlikedeyken kutlanacak bir şey yok. Çünkü çiftçi süt üretimini sürdüremez hale geldi. Üretimin sürdürülebilmesi için üretici 1 litre süt ile en az 1,3 kilogram yem alabilmesi gerekirken şu anda 1 kilogram bile yem alamıyor. Üretici yem alamadığı için çaresizlikten ineklerini kesime gönderiyor. Yıllarca büyük emeklerle bakılan anneler en verimli çağında kesime gidiyor, üretim düşüyor sonra yetmezlik oluşuyor ve bu açık ithalat ile kapatılmaya çalışılıyor. Bu kısır döngü uzun yıllardır yaşanıyor. Bunun sonucunda başta üretici olmak üzere tüketici ve milli ekonomi zarar görüyor. İthalat şirketleri ve yabancılar para kazanıyor. Bugünkü tablonun daha ağır olanını 2008 yılında yaşadık. Seyirci kalınmasının bedelini ülkemiz 3 milyar dolar ithalatla açığı kapatarak ödedi.  

Tarım Bakanlığımız bu defa seyirci kalmayıp tozlaştırma projesiyle piyasaya müdahale ederek regüle etti. Tabi ki bu yetmiyor, üretimi ve üreticiyi kurtarmak için yem-süt paritesi çerçevesinde süt fiyatının belirlenip 3 ayda bir güncellenmesi gerekiyor. Süte talep yaratmak için süt kalitesinin iyileştirilerek ihracatı arttırmamız en doğru adımdır.

İnsan sağlığı ve milli ekonomi için bu kadar önemli olan bir gıdanın market  raflarında da hak ettiği değerini görmemesi süt sektörünü iyice zora sokmaktadır. Türkiye’de en çok tüketilen içeceklerin raf fiyatları bunu kanıtlamaktadır. Süt değerine göre en ucuz sıvıdır. Diğer içeceklerdeki afaki artış hiç konu olmazken iken süt fiyatlarının bu denli geri kalması da düşündürücüdür.

1 lt Rakı:   249 TL
1 lt Bira:      28 TL
1 lt Kola:       6 TL
1 lt Kutu Süt 6 TL
1 lt Çiğ Süt:   4 TL

DERHAL ÖNLEM ALINMALI

Bu yaşananlar Türkiye’ye yakışmıyor. Ülke olarak 2 tane Türkiye’yi besleyecek zenginliğimiz varken tarımda gittikçe artan kayıplar bir kader değildir. Üretimi planlayıp, kaynakları verimli kullanarak doğru bir destekleme politikasıyla çok kısa zamanda bu sorunları ortadan kaldırmak mümkündür. 

Çözüm olarak;

-    Devlet; pariteyi sağlamak için süt destekleme primini piyasa normale dönüşünceye kadar aradaki açığı kapatacak şekilde düzenlemelidir. Bu düzenlemeyi örgütlü üretici ile örgütsüz üretici arasındaki makası açarak ileriye dönük piyasa düzenini sağlayacak olan örgütlü yapıyı geliştirmelidir.

-    İhracata uygun süt miktarımızı arttırmak için sütün kalitesini iyileştirmeye yönelik uygulama yaparak uygun kriterlerde süt toplayan örgütlere bu maliyetlerini karşılamak üzere teknik destek primi verilmelidir. 

-    Tüm bu yapısal sorunları ortadan kaldırmanın çözümü kooperatifleşmedir. Aksi takdirde üreticinin maliyetlerini düşüremeyiz, gıda güvenliğini sağlayamayız, kayıt dışılığı önleyemeyiz, veri oluşturamadığımızdan dolayı üretimi planlayıp fiyat istikrarı sağlayamayız ve göçü önleyemeyiz. Bunun için kooperatifleşme öncelikli olarak bir devlet politikası haline getirilmeli. Bunca zenginliğimize rağmen tarımda gittikçe artan bir çöküş yaşanıyorsa bu yanlış politikalar ve plansızlık sonucudur. Vücut hastadır. Enfeksiyon vardır. Günü kurtarmaya yönelik uygulamalarla yani aspirinle tedavi edemezsiniz. Enfeksiyona yakalanmış Türk tarımındaki hastalığın tedavisi ve sağlıklı hale gelmesinin çözümü kooperatifleşmedir. 

SÜT PROJELERİNE ÖNEM VERİLMELİ 

Bugün yıllık kişi başına düşen süt tüketimi gelişmiş ülkelerde 100 litre üzerinde iken bu rakam ne yazık ki ülkemizde sadece 30 litre civarında seyretmektedir. Ülkeler arasındaki farklılıklara baktığımızda süt tüketim alışkanlığının bir kültür olduğu görülmektedir. Bu alışkanlık ancak çocuk yaşlarda kazandırılabilmektedir. Bunun farkında olan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Tire Süt Kooperatifi ile başlattığı Okul Sütü Projesi ile çocuklarımıza bu alışkanlığı kazandırırken üreticiyi de desteklemiştir. 

Devlet ve yerel yönetimler süt projesini öncelikle önem vermelidir. 2008 yılından bu yana İzmir Büyükşehir Belediyesi adına proje yürüten Tire Süt Kooperatifi oluşturduğu alt yapı ve uygulamadaki başarısı ile büyüyerek güvenilir bir marka olmuştur. Modern çiftliklerden yerinde kontrol edilerek alınan sütler tekrar kooperatifin laboratuvarında gerekli tüm analizleri yapılarak güvenilir bir şekilde çocuklara ulaşmış ve kooperatifin bu hassasiyeti ile hiçbir çocukta sağlık sorunu yaşanmamıştır.  Bu başarısının ülke çapında bilinmesiyle birçok belediyeye yol göstermiştir. Tire Süt Kooperatifi, güvenilir bir marka ve dünya çapında örnek bir kırsal kalkınma modeli olmuştur. 

Sağlıklı nesiller yetiştirmek ve süt üretiminin devamlılığını sağlamak için ülkemizin tüm çocuklarının her gün 2 bardak süt içmek hakkıdır. Tüketimi arttırarak süte değer kazandırmak ise hepimizin sorumluluğudur. 

Bu süreçte devletten ve sektörün temsilcilerinden yeterli destek alabildiniz mi?

Kooperatifçilikte en önemli kurallardan birisi de kaynakları doğru kullanmaktır. Biz hem Devlet’ten hem İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden gelen kaynakları yerinde kullandık. Tarım Bakanlığı’ndan Pastörize Süt Tesisi kurmak için destek aldık, tesisimizde ürettiğimiz Pastörize Sütleri 13 yıl boyunca İzmir Büyükşehir Belediyesi adına çocuklarımıza dağıttık. Hiçbir sorun yaşanmadan titizlikle yürüttüğümüz için bir marka haline geldik. Belediyenin desteği bizim markalaşmamızı sağladı, şuanda ürünlerimiz raflarda en çok arananlar arasına girdi. Kaynakları doğru ve verimli kullanırsanız büyüme kendiliğinden sağlanır. 

Tire Süt bölgede hayvancılığı nasıl değiştirdi?

Tire Süt Kooperatifi bölgede piyasası üretici lehine regule ederek kendi ortaklarının dışında bölge çiftçisini de korudu. Örnek vermek gerekirse eskiden celepler üreticinin kesimlik hayvanını alır parasını istediği zaman öderdi, 6 ay sonrasına ödeme yapıldığı oluyordu. Ortaklarımızı korumak için Et İşleme tesisi kurduk. Tire Süt Kooperatifi olarak ortağımızın hayvanını alıp ödemesini aynı gün yapınca bu kez celepler de bu şartlara göre alım yapmak zorunda kaldı. Kooperatifçiliğin ana ilkesi de budur. Birbirini korumak. 

Tire Süt Kooperatifi’nin varlığıyla bölgemizde;

• Üretim arttı,
• Verim yükseldi,
• Kalite iyileşti,
• Sanayileşme gelişti,
• Üreticinin kazancı arttı,
• Büyüme sağlandı,
• Bölgede üretici güvence altına alındı, gençler baba mesleğine yöneldi.
• Göç durdu.
• Türkiye’nin yapısına uygun örnek bir kırsal kalkınma modeli oluştu.

İthalatın Türk tarımına ve hayvancılığına etkisi nasıl?  Ekonomik kriz üzerine bir de pandemi süreci başladı. Bu dönemde çiftçi neler yaşıyor? En büyük problemleri nedir?

Pandemi; bize ithalatın ne kadar tehlikeli olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Halkımız virüs salgını nedeniyle eve kapanmak zorunda kaldı. Yurtdışından giriş çıkışlar kapandı, her ülke kendi ürününü kendisi için stokladı. Bu süreçte taşıma suyla değirmen dönmeyeceği bir kez daha anlaşılmış oldu. 

Bu süreçte çiftçilerimiz fedakârca çalıştı. Çünkü çiftçiler de evine kapansa bu defa insanlık açlıktan ölür. Bunun farkında olmalıyız. 

Soframıza bakalım, ne varsa üreten çiftçi. Evinde virüs salgınının geçmesini beklemiyor, riske girerek tarlasında, çiftliğinde gıdamızı üretiyorsa, karnımızı doyuruyorsa sadece alkış ve teşekkür yetmez. Çalışma koşullarını iyileştirmek ve desteklemek gerek. “Çiftçide pahalıysa dışarıdan ithal edelim” zihniyetinin ne kadar tehlikeli olduğu bir kez daha kanıtlanmış oldu. 

Salgın, ekonomiyi böylesine tehdit ederken birde açlık tehlikesi ile tamamen bitme noktasına gelmememiz için, yaşamamız için temel gıda üretimini sürdürmemiz gerekiyor. Bu nedenle Devlet; et, süt, bakliyat gibi temel gıda maddelerinin ürün desteğini artırmalıdır. 

Gıda üretiminin teminatı üretici, üreticinin teminatı Kooperatiflerdir. Üretimin devamlılığı eğer hayati önem taşıyorsa, devamlılığı sağlamak için üreticimizin ürün desteğini artırmalıyız. Üreticiyi, ürünü işleyen ve tüketiciye ulaştıran tüm çalışanları desteklemeliyiz ki açlık yaşamayalım. 

Gıda güvenliğimizin teminatı yerli üreticimiz ve yerli ürünlerimizdir. İthalat ile kendimizi güvence altına alamayız. 

Doğru politikalar ile kendi değerlerimize ve zenginliklerimize sahip çıkarak yerli üretelim, yerli tüketelim.

Tire Süt Türkiye'nin kooperatifçilikte örnek kurumu. Kooperatifleşme konusunda tarım ve hayvancılık sektörüne önerileriniz nelerdir?

Öncelikle okullarda kooperatifçilik eğitimi verilerek Kooperatifleşme ruhu benimsetilmeli. Tarım ve Hayvancılıkla ilgili tüm örgütlerin görev tanımları yapılarak, tek bir genel başkanlık çatısı altında toplanıp, karmaşa giderilmelidir. Sistem, hiçbir örgütün diğer bir örgütün görevini yapamayacağı şekilde düzenlenmelidir.

Yatırım desteği için başvuru yapan kooperatiflere, ilçe merkezli olma şartı konulmalıdır. Böylelikle; köy kooperatifleri birleştirilerek daha işlevsel hale getirilecektir. Örneğin 62 Köyün bağlı olduğu İlçe Merkezli Tire Süt Kooperatifi.

Meralar, ıslah edilerek yem bitkisi üretme şartıyla o bölgedeki hayvancılıkla ilgili örgütlere tahsis edilmelidir.

Türkiye’de üretilebilirliği olan hiçbir ürünün ithalatına izin verilmemelidir. İthalat etmek zorunda kaldığımız ürünlere yönelik primleri arttırarak 1 yıl içerisinde kendi kendine yetecek duruma gelinecektir.

Ürünü kontrol ederek toplayan, laboratuvarı bulunan, kalite değerlerine göre fiyatlandırma yapan ve bünyesinde teknik personel çalıştıran örgütlere bu maliyetlerini karşılayacak miktarda Teknik Destek Primi verilmelidir. 

Üreticilerin; örgütü tarafından, örgütlerin de Bakanlık tarafından desteklenip ve denetlendiği sistem oluşturulmalıdır. 

Kısacası Kooperatifleşme öncelikli Devlet politikası haline getirilmelidir. Kooperatifleşme ile;

•    Kayıt dışılık ortadan kalkacak, haksız rekabet önlenecek.
•    Üretimde planlama yapılarak fiyat istikrarı sağlanacak,
•    Üretim maliyetleri düşecek,
•    Üreticinin kazancı artacak,
•    Üretim denetlenerek, gıda güvenliği sağlanacak,
•    Üreticinin pazarlama, sanayicinin tedarik güvencesi sağlanacak,
•    Üretici ve tüketici korunacak,
•    Çiftçilik güvenceli bir meslek olup, köyden kente göç önlenecektir.

Son olarak gerek çiftçiye gerekse Tire Süt’ü çok seven tüketiciye mesajınız nedir?

Tüketiciler kooperatiflerden alışveriş yaparak hem sağlıklı beslenmiş olur hem de büyük emek çaba sarf eden üreticiye katkı sağlamış olur. İzmirliler bu konuda diğer illere göre çok şanslı çünkü gıda güvenliğine önem veren kooperatifler var. Üreticiyle tüketicinin doğrudan buluşturulması ve güvenilir gıda konusunda Türkiye’nin öncü markalarından biri haline gelen Tire Süt Kooperatifi, tüketicilerden gelen yoğun talep üzerine İzmir’de market ağını geliştiriyor. İlk olarak 7 yıl önce Bornova’da Çiftçim Market’i kurduk. Ardından Narlıdere ve Karşıyaka şubelerimizi açtık. Raflarımızda Türkiye’de üretim yapan tüm kooperatiflerin ürünlerine yer veriyoruz.

Tüketicinin tüm ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak oluşturduğumuz marketlerimizde kendi ürettiğimiz ambalajlı süt ve süt ürünleri, ambalajlı et ve et ürünlerinin yanı sıra kasap ve peynir reyonu da bulunuyor. 

T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan Güvenilir Gıda Üretimi alan kooperatifimizin temel ilkelerinden birisi de üretici ve tüketiciyi buluşturmaktır.  

Tarım Bakanlığımız çok yerinde bir uygulamayla gıdaya yönelik denetimlerini arttırdı ve hile ve tağşiş yapan firmaları teşhir ediyor. Tüketicilerimiz de bu gıda teröristlerinden korunmak için dikkatli davranıyor. Bizler de tüketicilerimize sağlıklı ve güvenilir gıda sunmak için yatırımlarımızı artıyoruz. İzmirliler çok şanslı çünkü İzmir, tarımda olduğu gibi güvenli gıda üretiminde öncü kooperatiflere ve büyük ulusal markalara sahip. 

Biz kooperatif olarak, gittikçe büyüyoruz ve ürünlerimize yenilerini ekliyoruz. Türkiye’de ilk kez Tire Şiş Sucuğu tüketicilerimize sunduk. Ayrıca sucuk dönerimiz de tüketicilerimizden büyük beğeni alıyor. Odun kömürü ateşinde yüzde 80 oranında pişmiş olan şiş sucuk ve sucuk döner pratik hazırlanışıyla çalışan bayanlar tarafından tercih ediliyor. Ortaklarımızın yetiştirdiği yerli ve sağlıklı erkek danaların etinden kavurma üretmeye başladık. Koruyucu içermeyen kavurmamızı sadece tuzla koruyarak tüketicilerimize sunuyoruz. 

 

Tire Süt Dünya Süt Gününde Çocuklarla
Tire Süt Dünya Süt Gününde Çocuklarla

Dünya Süt Günü nedeniyle Tire'de Belediye ve Halk Eğitimi Merkezi iş birliği ile hizmet veren Anne Çocuk Merkezindeki anaokulu öğrencilerine organik süt ikram edildi, hediyeler verildi.

İlçe Belediye Başkanı Salih Atakan Duran, sütün hak ettiği kıymete ulaşması duygu ve düşüncesiyle bugün çocuklara süt ikram ettiklerini belirterek süt üretim merkezi olan ilçenin adını tüm ülkeye duyuran Tire Süt Kooperatifine teşekkür ettiklerini bildirdi.

Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut Eskiyörük de yem fiyatların artması nedeniyle sorun yaşanan bir dönemde Süt Gününü kutladıklarını belirterek, "Ne yazık ki yeterince tüketemiyoruz. Bu bir kültür, Türkiye’de süt içme alışkanlığı yeterince gelişmedi. İzmir olarak bu konuda okul sütü projesiyle uygulanan proje aslında çocuklarımıza alışkanlık kazandırmak için tüm ülke çapında anlamlı bir proje. Umarım Türkiye’nin her yerinde uygulanır." dedi.

Ak sütün Kara günü
Ak sütün Kara günü

"Süt; besin zenginliği ve içerdiği mineraller açısından dünyanın en değerli besin kaynağıdır. Sütün önemine dikkat çekmek için dünyada her yıl 1 Haziran Süt Günü olarak kutlanıyor. Ne yazık ki bırakın kutlama yapmayı bugün süt üreticisi için yas günüdür. 

Bugün yemin sütten pahalı olduğu ülkemizde üretimin ve üreticinin geleceği tehlikedeyken kutlanacak bir şey yok. Çünkü çiftçi süt üretimini sürdüremez hale geldi. Üretimin sürdürülebilmesi için üretici 1 litre süt ile en az 1,3 kilogram yem alabilmesi gerekirken şu anda 1 kilogram bile yem alamıyor. Üretici yem alamadığı için çaresizlikten ineklerini kesime gönderiyor. Yıllarca büyük emeklerle bakılan anneler en verimli çağında kesime gidiyor, üretim düşüyor sonra yetmezlik oluşuyor ve bu açık ithalat ile kapatılmaya çalışılıyor. Bu kısır döngü uzun yıllardır yaşanıyor. Bunun sonucunda başta üretici olmak üzere tüketici ve milli ekonomi zarar görüyor. İthalat şirketleri ve yabancılar para kazanıyor. Bugünkü tablonun daha ağır olanını 2008 yılında yaşadık. Seyirci kalınmasının bedelini ülkemiz 3 milyar dolar ithalatla açığı kapatarak ödedi.  

Tarım Bakanlığımız bu defa seyirci kalmayıp tozlaştırma projesiyle piyasaya müdahale ederek regüle etti. Tabi ki bu yetmiyor, üretimi ve üreticiyi kurtarmak için yem-süt paritesi çerçevesinde süt fiyatının belirlenip 3 ayda bir güncellenmesi gerekiyor. Süte talep yaratmak için süt kalitesinin iyileştirilerek ihracatı arttırmamız en doğru adımdır.

İnsan sağlığı ve milli ekonomi için bu kadar önemli olan bir gıdanın market  raflarında da hak ettiği değerini görmemesi süt sektörünü iyice zora sokmaktadır. Türkiye’de en çok tüketilen içeceklerin raf fiyatları bunu kanıtlamaktadır. Süt değerine göre en ucuz sıvıdır. Diğer içeceklerdeki afaki artış hiç konu olmazken iken süt fiyatlarının bu denli geri kalması da düşündürücüdür.

1 lt Rakı:   249 TL
1 lt Bira:      28 TL
1 lt Kola:       6 TL
1 lt Kutu Süt 6 TL
1 lt Çiğ Süt:   4 TL

DERHAL ÖNLEM ALINMALI

Bu yaşananlar Türkiye’ye yakışmıyor. Ülke olarak 2 tane Türkiye’yi besleyecek zenginliğimiz varken tarımda gittikçe artan kayıplar bir kader değildir. Üretimi planlayıp, kaynakları verimli kullanarak doğru bir destekleme politikasıyla çok kısa zamanda bu sorunları ortadan kaldırmak mümkündür. 

Çözüm olarak;

-    Devlet; pariteyi sağlamak için süt destekleme primini piyasa normale dönüşünceye kadar aradaki açığı kapatacak şekilde düzenlemelidir. Bu düzenlemeyi örgütlü üretici ile örgütsüz üretici arasındaki makası açarak ileriye dönük piyasa düzenini sağlayacak olan örgütlü yapıyı geliştirmelidir.

-    İhracata uygun süt miktarımızı arttırmak için sütün kalitesini iyileştirmeye yönelik uygulama yaparak uygun kriterlerde süt toplayan örgütlere bu maliyetlerini karşılamak üzere teknik destek primi verilmelidir. 

-    Tüm bu yapısal sorunları ortadan kaldırmanın çözümü kooperatifleşmedir. Aksi takdirde üreticinin maliyetlerini düşüremeyiz, gıda güvenliğini sağlayamayız, kayıt dışılığı önleyemeyiz, veri oluşturamadığımızdan dolayı üretimi planlayıp fiyat istikrarı sağlayamayız ve göçü önleyemeyiz. Bunun için kooperatifleşme öncelikli olarak bir devlet politikası haline getirilmeli. Bunca zenginliğimize rağmen tarımda gittikçe artan bir çöküş yaşanıyorsa bu yanlış politikalar ve plansızlık sonucudur. Vücut hastadır. Enfeksiyon vardır. Günü kurtarmaya yönelik uygulamalarla yani aspirinle tedavi edemezsiniz. Enfeksiyona yakalanmış Türk tarımındaki hastalığın tedavisi ve sağlıklı hale gelmesinin çözümü kooperatifleşmedir. 

SÜT PROJELERİNE ÖNEM VERİLMELİ 

Bugün yıllık kişi başına düşen süt tüketimi gelişmiş ülkelerde 100 litre üzerinde iken bu rakam ne yazık ki ülkemizde sadece 30 litre civarında seyretmektedir. Ülkeler arasındaki farklılıklara baktığımızda süt tüketim alışkanlığının bir kültür olduğu görülmektedir. Bu alışkanlık ancak çocuk yaşlarda kazandırılabilmektedir. Bunun farkında olan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Tire Süt Kooperatifi ile başlattığı Okul Sütü Projesi ile çocuklarımıza bu alışkanlığı kazandırırken üreticiyi de desteklemiştir. 

Devlet ve yerel yönetimler süt projesini öncelikle önem vermelidir. 2008 yılından bu yana İzmir Büyükşehir Belediyesi adına proje yürüten Tire Süt Kooperatifi oluşturduğu alt yapı ve uygulamadaki başarısı ile büyüyerek güvenilir bir marka olmuştur. Modern çiftliklerden yerinde kontrol edilerek alınan sütler tekrar kooperatifin laboratuvarında gerekli tüm analizleri yapılarak güvenilir bir şekilde çocuklara ulaşmış ve kooperatifin bu hassasiyeti ile hiçbir çocukta sağlık sorunu yaşanmamıştır.  Bu başarısının ülke çapında bilinmesiyle birçok belediyeye yol göstermiştir. Tire Süt Kooperatifi, güvenilir bir marka ve dünya çapında örnek bir kırsal kalkınma modeli olmuştur. 

Sağlıklı nesiller yetiştirmek ve süt üretiminin devamlılığını sağlamak için ülkemizin tüm çocuklarının her gün 2 bardak süt içmek hakkıdır. Tüketimi arttırarak süte değer kazandırmak ise hepimizin sorumluluğudur. "

Tire Süt Kooperatifinde Drone İle İlaçlama Devri.
Tire Süt Kooperatifinde Drone İle İlaçlama Devri.

Dünya çapında örnek kırsal kalkınma modeli olarak gösterilen Tire Süt Müstahsilleri Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, makine parkuruna kattığı ilaçlama dronuyla ortaklarının tarlalarını ilaçlamaya başladı. Klasik yöntemlere göre hem zamandan hem de maliyetten tasarruf eden üretici, havadan ilaçlamayla aynı zamanda ilaçlama sebebiyle yaşanan verim kaybı ile karşılaşmayacak.

BUĞDAY TARLASI İLAÇLANDI
İzmir'in Tire ilçesine bağlı Hasançavuşlar köyünde bir buğday tarlasında yapılan uygulamaya Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut Eskiyörük ile birlikte Tire İlçe Tarım Müdürü Mustafa Evran da katıldı.

TEKNOLOJİYİ YAKALAMALIYIZ
Türkiye'de ortaklarını havadan ilaçlama teknolojisiyle buluşturan ilk kooperatif olan Tire Süt Kooperatifi'nin Başkanı Mahmut Eskiyörük, "Çiftçiyi Türkiye'de İHA teknolojisiyle buluşturan ilk ve tek kooperatifiz. Teknolojik gelişmeleri yakalamak zorundayız, bunu başaramazsak dünya piyasasında rekabet şansımız kalmaz. Çiftçinin hizmetine sunacağımız bu İnsansız Hava Aracı (İHA) ile ilaçlama hizmeti vererek, ürünlerde verim ve kalite düşüklüğüne yol açan hastalıklarla savaşacağız.
Buğdayda büyük verim düşüklüğüne neden olan sarı pas hastalığını ve mısırda kurtlanmayı önleyeceğiz.

ÇEVREYE ZARAR VERMİYOR
Mısırda kurtlanma, boy atınca oluşuyor ve bu süreçte traktörle tarlaya girilemediği için ilaçlama karadan yapılamıyor. Bu teknolojiyle ilaçlama havadan yapılabildiğinden sorun ortadan kalkıyor.
Ayrıca ilacı ekonomik kullandığı için maliyeti düşürürken çevreye verilebilecek zararı da engelliyor. Amacımız Türkiye'nin çoğunluğunu oluşturan ve bu teknolojiyi alma gücü olmayan küçük üreticiyi, vahşi kapitalist sistem içinde yok olmaktan kurtarıp devamlılığını sağlamak" dedi.

İLKLERE DEVAM EDİYORUZ
Eskiyörük, "Tire Süt Kooperatifi olarak bugüne kadarki tüm yatırımlarımızda Atatürk'ün uygulamalarını kendimize kılavuz edindik. Ulu Önder'in, Türk tarımını geliştirmek için gösterdiği yoldan sapmayan kooperatifimiz, aynı anlayışla çiftçiyi yüksek teknolojiyle buluşturuyor. Bu hizmeti diğer iş makinelerinde de olduğu gibi ticari bir amaçla değil, küçük ve orta ölçekli işletmelerin yararlanabilmesi için maliyetine yapacağız. Sütte kalitenin sağlanmasında soğuk zinciri oluşturan, makine parkı kurarak gelişmiş üretim aletlerini küçük üreticiyle buluşturan, en uzaktaki süt tankının miktarını ve ısısını merkezden kontrol edebilecek altyapıyı kuran, paneller ile sütü güneşle soğutan, Okul Sütü Projesini uygulayan ve bunu sorunsuz devam ettiren ilk ve tek kooperatifiz. Tüm çiftçilerimizin Dünya Çiftçiler Günü'nü kutlarım.
Kooperatif olarak bundan sonra da dünyada örnek gösterilen modelimizin, Tük tarımının yol haritasında bir devlet politikası olması için mücadele edeceğiz" diye konuştu.